Geniş caddelerin iki yanında yükselen her biri ayrı bir mimari iştahla yapılmış blok apartmanlar, otel resepsiyonlarında garip, vurgulu bir aksanla ve gülümser yüzlerle kanka kolunu omzuna atacağın candan akdeniz insanları...
bizim grubu gördükleri yerde, yüzümüze ve gıyabımızda bize çikos denen memleket. gel de sevme
La Ramblas -bizim İstiklal'in yerini tutan caddeleri- ta ecinni kılıklı sokak sanatçıları... aldığı parayı kalantor abilere geri fırlatan gururlu ağaç adam. Paella, naços, tapas; bir devrim günlüğünde hissettiren tabelalar vızır vızır akan trafik gözlerimize dolan güneş... iri ve duygulu bakan ekseriyetle esmer ispanyol kadınları. esrar pazarlayan harlem şiveli zenciler. hardrock caféde de hakeza aynı şiveden konuşan garson. butik avrupa şehirleriyle temponun, heyecanın, akdeniz sıcakkanlılığının buluştuğu bir güzel şehir.
Nereye gitsem karşıma çıkan bu; Münihte bavyeralılık, Barcelona'da katalanlık... kendiyle övünen, övünmelerine de hak verebildiğim iki apayrı güzel şehirler.
Kolombus marinaya gözlerini dikmiş dimdik bakıyor. Viva Barcelona!